İnsanın Anlam Arayışı adlı kitabında Viktor Frankl, anlamsızlık duygusu karşısında bireyin kendisini keyifli şeylerle oyaladığını ileri sürüyor. Bu bir başa çıkma yolu. Yoksay, olmamış gibi yap, o tarafa bakma. Yazar, toplama kampında kendi hayatını anlamlandırdığı ve kendisine amaç edindiği ölçüde güçlenerek hayatta kalmış.
Yazarın ileri sürdüğü savın benim bazı davranışlarımı açıkladığını farkettim. Bunun beraberinde, gözlerimi yakın çevremden başlayarak daha geniş çevreme doğru kaydırdıkça da bunun birçok insanı kapsayabileceğini ikna oldum.
Viktor Frankl'tan haberi olan veya başka yollardan benzer sonuçlara ulaşmış farklı kaynaklardan da aynı kapıya çıkan tespitler okudum, siz de okumuşsunuzdur. Buna göre, zevk aldığımız hatta kendimizi "hadi kendimizi şımartalım" diyerek ödüllendirdiğimiz durumlar sorgulanmaya değer. Bunlar gerçekten keyif alarak ve severek yaptığımız şeyler mi, yoksa bize kısa süreli keyif ve kaçış sağladığı için mi tercih ediyoruz ?
Öncelikle amacım bir yaşam tarzını hedef alıp eleştirmek değil, keza bunların bazılarını da ben hep yaşıyorum yahut bazı zamanlar yaşamışımdır. Ayrıca, hepsi zararlı şeyler de değildir, sadece kullanım amacı incelemeye değer.
Örneğin hafta sonu geceleri "çılgınlar gibi" eğleniyorsanız, alkolü veya yemeği planladığınızdan fazla kaçırıyorsanız, dolabınız aldığınızı unuttuğunuz giysileri çokça barındırıyorsa, beğenilme ve onaylanma ihtiyacı tuvaletiniz kadar sık geliyorsa, mutfağınızdan cips, kola vb. eksik etmiyorsanız, kendinizi cinselliğe fazla kaptırdığınızdan şüpheleniyorsanız, yahut kendinizi istemsizce kitap, müzik, dizi, film ve tv'ye boğuyorsanız sebebi bu olabilir. Yani amaçsızlık, hayattan keyif alamama, yahut karşılaştığınız sorunlar nedeniyle kendi kafanıza bir şamdanla vurup kendinizi bayıltıyor, suya düşüyorsunuz. Boğulmuyorsunuz ama başlangıç veya bitiş noktası olmaksızın adeta sürükleniyorsunuz.
Bunu, sınav dönemi çalışmayıp, normalde yapmayacağı şeyleri yapan bir öğrencinin davranışıyla eşleştirebiliriz.
Yaşamınızla ilgili kimseye olmasa, kendinize karşı sorumlusunuz ve siz kendinizi yargılamadıkça, kaynağı bulmanız zor olabilir. Sorunları masaya yatırmak yerine onların etrafında dolaşarak, sorunları adeta koruyan, onları büyütüp kağıttan canavarlar yapan öznenin ta kendisi olmanız mümkün. Kendimden biliyorum.
Yazarın ileri sürdüğü savın benim bazı davranışlarımı açıkladığını farkettim. Bunun beraberinde, gözlerimi yakın çevremden başlayarak daha geniş çevreme doğru kaydırdıkça da bunun birçok insanı kapsayabileceğini ikna oldum.
Viktor Frankl'tan haberi olan veya başka yollardan benzer sonuçlara ulaşmış farklı kaynaklardan da aynı kapıya çıkan tespitler okudum, siz de okumuşsunuzdur. Buna göre, zevk aldığımız hatta kendimizi "hadi kendimizi şımartalım" diyerek ödüllendirdiğimiz durumlar sorgulanmaya değer. Bunlar gerçekten keyif alarak ve severek yaptığımız şeyler mi, yoksa bize kısa süreli keyif ve kaçış sağladığı için mi tercih ediyoruz ?
Öncelikle amacım bir yaşam tarzını hedef alıp eleştirmek değil, keza bunların bazılarını da ben hep yaşıyorum yahut bazı zamanlar yaşamışımdır. Ayrıca, hepsi zararlı şeyler de değildir, sadece kullanım amacı incelemeye değer.
Örneğin hafta sonu geceleri "çılgınlar gibi" eğleniyorsanız, alkolü veya yemeği planladığınızdan fazla kaçırıyorsanız, dolabınız aldığınızı unuttuğunuz giysileri çokça barındırıyorsa, beğenilme ve onaylanma ihtiyacı tuvaletiniz kadar sık geliyorsa, mutfağınızdan cips, kola vb. eksik etmiyorsanız, kendinizi cinselliğe fazla kaptırdığınızdan şüpheleniyorsanız, yahut kendinizi istemsizce kitap, müzik, dizi, film ve tv'ye boğuyorsanız sebebi bu olabilir. Yani amaçsızlık, hayattan keyif alamama, yahut karşılaştığınız sorunlar nedeniyle kendi kafanıza bir şamdanla vurup kendinizi bayıltıyor, suya düşüyorsunuz. Boğulmuyorsunuz ama başlangıç veya bitiş noktası olmaksızın adeta sürükleniyorsunuz.
Bunu, sınav dönemi çalışmayıp, normalde yapmayacağı şeyleri yapan bir öğrencinin davranışıyla eşleştirebiliriz.
Yaşamınızla ilgili kimseye olmasa, kendinize karşı sorumlusunuz ve siz kendinizi yargılamadıkça, kaynağı bulmanız zor olabilir. Sorunları masaya yatırmak yerine onların etrafında dolaşarak, sorunları adeta koruyan, onları büyütüp kağıttan canavarlar yapan öznenin ta kendisi olmanız mümkün. Kendimden biliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder